DAVRANIŞÇI KURAM Davranışçı Psikoloji Akımı ve İnsan Anlayışı
Davranışçı psikoloji akımı psikanalitik kurama bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu sürece kadar psikolojinin konusu zihinsel ve ruhsal işlevlerdir. Davranışçı psikolojide konu, salt davranış ve davranışsal birimlerdir. Aynı zamanda nesnel yöntemlerle ölçülebilen ve değerlendirilebilen davranışlardır. Bilinç, bilinçdışı ve içsel yaşantılar bilimsel yöntemlerle incelenmediği için konu dışındadır. Subjektif yargı ve varsayımlara bu kuramda yer verilmemektedir. Davranışçı psikoloji, normal ve normal dışı bütün davranışların öğrenme ürünü olduğunu ileri sürmektedir. Birey, doğduğunda birtakım davranış eğilimlerine sahiptir, boş bir levha gibidir ve refleksler dışında davranış yoktur. Kazanılan bütün davranışlar, davranış potansiyelinde pekiştirme sonucu meydana gelen sürekli değişikliklerdir. Pekiştirme yöntemleri kullanarak istenilen davranışı geliştirmek mümkündür.
Davranışçı psikolojinin temellerini Rus fizyolog İ. Pavlov atmıştır. Daha sonra üç Amerikalı psikolog J.B.Watson. E.L.Thorndike ve Skinner tarafından geliştirilmiştir. Bu kuramcılar fizik bilimlerinin objektif yöntemlerini psikolojiye uygulamaya çalışmışlardır.
Watson 1913 yılında Pavlov’ un şartlanma ilkelerinden yararlanarak davranışçı ekolü geliştirmiştir. Watson da Pavlov gibi öğrenmeyi klasik şartlanmanın sonucu olarak değerlendirmiştir. Bu öğreti kişiliğin bilimsel olarak incelenebilecek yanının ancak davranış olduğunu kabul etmiş, araştırma yöntemleri arasında iç gözleme yer vermemiş, bilinci oluşturan ögeleri araştırma alanı içine almamıştır. Bu kurama göre psikolojinin bilim olabilmesi için doğa bilimlerinde kullanılan nesnel yöntemler kullanılmalıdır. Bilinç yani insanların iç yaşantıları pozitif bir bilimin konusu olamaz. Çünkü iç yaşantılar objektif ve bilimsel yöntemlerle incelenemez. Bilinç bir yana bırakılarak, dikkat gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlara çevrilmelidir. Davranışlar yeterli zaman ve mekan şartları sağlandığı takdirde robot gibi, istenilen şekilde davranacak bir toplum yaratılabileceğini ileri sürmüşlerdir.
Davranışçı psikoloji, dış çevreden gelerek organizmayı etkileyen uyaranlarla uyarılma sonucunda organizmada meydana gelen tepkileri incelemeyi amaç edinmiştir. Bu nedenle davranışçılara uyaran-tepki (U-T) psikologları da denilmektedir. Watson’ a göre davranıştan anlaşılması kas faaliyetleri olmalıdır. Konuşma, gırtlaktaki kasların hareketlerinden ibarettir. Düşünme, sessiz bir şekilde kendi kendine konuşması heyecan ise, iç organların kaslarının faaliyetidir. Watson davranışı, zaman ve uzay içinde bütün hareketlerin kuramsal olarak ölçülebileceğini, düşünme, alışkanlık ve duygusal tepkiler gibi karmaşık eylemlerin gözlenebilir ve ölçülebilir yalın uyarıcı ve tepkilere indirgenebileceğini ileri sürmüştür. Davranışça yaklaşım tek bir tema, “öğrenme” çevresinde düzenlenmiştir. Şartlı tepki yöntemi ile ilgili öğrenmeyi benimsemişlerdir. Öğrenme ilkeleri bu kuramın temelini oluşturmaktadır. Şartlanma ilkelerine göre birey doğal olarak herhangi bir uyarana tepkide bulunur. Doğal uyaranlara bireyin gösterdiği tepkiler yapay yollarla da elde edilebilir. Birey, doğal uyaran yerine yapay uyarana da aynı tepkiyi veriyorsa öğrenme gerçekleşmiş demektir.
İnsan doğası, davranışçı psikologlar tarafından farklı şekilde ele almıştır. Örneğin, Hosford insanın yaşama başlangıçta iyi ya da kötü olarak değil, üzerinde hiçbir şeyin yazılı olmadığı bir boş levha olarak başladığına inanır. Bireyin kişiliği pozitif ve negatif alışkanlık ları bir arada bulundurur ve bunlar zaman içinde öğrenilir. Kişinin davranışı ise, yaşamı süresince aldığı ödüllendirmelerin sıklığı ve türü ile belirlenir. Anormal davranışlar öğrenilme bakımından normal davranışlardan farklı değillerdir.
Davranışçı psikoloji, kişiliği bir uyaran-tepki birikimi olarak yani yaşantılar sonucu oluşmuş bir yapı olarak değerlendirmektedir. Bu bakımdan kişilik ve davranış U-O-T formülü ile gösterilmektedir. Davranışçılara göre bireyin kişiliğinin nasıl oluşacağını çevre belirlemektedir. Çevre, insan doğasını toplumun istediği biçimde değiştirir, çünkü insan doğası esnek bir özellik göstermektedir.
Davranışçı terapi bir sistem olarak kapsamlı bir kişilik kuramı oluşturmaya çalışmamış olup, kişiliği genel öğrenme alanının bir dalı olarak ele almıştır.
Davranışçı Kuramın Temel Sayıtlıları
- İnsanın öğrenmesi ile diğer canlıların öğrenmeleri birbirine benzer.
- Davranışçıların çoğu, insanın duygu, düşünce, güdü gibi özelliklerin doğrudan gözlenemeyeceğine veya ölçülemeyeceğine ve bu yüzden bilimsel olarak ele alınıp araştırılamayacağına inanır. Halbuki, psikolojik ölçme araçlarıyla tespit edilmeleri mümkündür. Dolaylı olarak gözlenebilirler.
- Gözlenebilir ve ölçülebilir özellikler önemlidir. İnsanın soyut yanı göz ardı edilmiştir.
- Öğrenmenin kuralları uyarıcı ile tepki arasındaki bağlantılara dayalıdır. Öğrenmenin gerçekleşmesi için uyarıcı ile tepki arasında bağ kurulması yeterli olmaktadır.
- Davranışçılar, öğrenme teriminden ziyade koşullanma(şartlanma) terimini kullanırlar buna göre, öğrenmede organizma çevresel uyarıcılar tarafından şartlandırılmaktadır. Öğrenme organizmanın kontrolü dışında gerçekleşir.
- Sadece organizmanın gözlenen davranışında bir değişiklik meydana geldiğinde öğrenmenin gerçekleştiği söylenebilir.
- Öğrenme kısa ve öz bir biçimde ifade edilebilir.
- Birey, davranışlarını tecrübe ile kazanır.
- Çevredeki uyarıcılar değiştiği zaman, bireyin davranışları da değişir.
- İlk tecrübeler, sonraki tecrübeleri etkiler.
- Bireyin tüm davranışları öğrenilmiştir. Öğrenilmemiş davranışlar göz ardı edilmiştir.
- Koşullu öğrenme yöntemleri benimsenmiştir. Sosyal öğrenme kuramı’ ndan da yararlanılır. Model alma, gözlem ve taklitle öğrenmeyi da içine alır.
- Bireyin zihinsel etkinlikleri ne düşündüğü, nasıl karar verdiği önemli değildir(Ülgen,1997,s.157;Bacanlı,1996,s.119-120).
Davranışçıların hepsi diğer kuramcılardan farklı olarak bilimselliğe aşırı önem vermişler ve sonuçları psikolojik danışmaya uyarlamışlardır. Bu anlayışta belirleyicilik hakimdir. Davranışçılar, öğrenme ilkelerini psikolojik danışma sürecine de uygulamış ve görüşlerinden danışma ortamlarında da yararlanılabileceğini ortaya koymuşlardır.
Emre ARMAN Nurdan ARMAN
Psikolojik Danışman Psikolojik Danışman
|