Skip to content

Green color

Dar ekran 800x600  Geniş ekran 1024x768  Yazı fontlarını büyüt  Yazı fontlarını küçült  Normal ayarlar  Vazgeç Mavi Turuncu Yeşil Pembe

Site İçi Arama

Erzurum Rehberlik ve Arastirma Merkezi Müdürlügü Erzurum Rehberlik ve Arastirma Merkezi Müdürlügü - PSİKANALİTİK KURAM

Universiade Erzurum 2011

İşlemleriniz İçin

Ziyaretci Defteri
Anasayfa arrow RPD Hizmetleri arrow PSİKANALİTİK KURAM
PSİKANALİTİK KURAM Yazdır E-posta
PSİKANALİTİK KURAM
 
Sigmund FREUD (1856-1939), üçü erkek beşi kız olmak üzere sekiz çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak Viyana, Avusturya’ da dünyaya gelmiştir. Babası o dönemdeki diğer babalara benzer olarak çok otoriterdi. Freud’ un aile geçmişi hakkında bilgi sahibi olmak ve o dönemin koşullarını anlamak, geliştirdiği kuramı da anlamayı kolaylaştırır.
Freud’ un ailesi sınırlı mali kaynaklara sahip ve kalabalık bir apartman dairesinde yaşamaya zorunlu olmalarına rağmen anne- babası onun açıkça görülen entelektüel kapasitesini güçlendirmek için her türlü çabayı sarf etmiştir. Freud’ un birçok ilgi alanı olmasına karşın, Yahudi oluşunun da etkisi ile meslek seçimi sınırlanmıştır. Sonuçta tıp eğitimi almaya karar vermiş ve Viyana Üniversitesi’ nden tıp alanında eğitimini tamamladıktan yalnızca dört yıl sonra 26 yaşındayken bu Üniversitede çok saygın bir konum olan okutmanlığa atanmıştır.
Freud yaşamının büyük bir bölümünü, psikanalizle ilgili kuramını oluşturmaya ve geliştirmeye adamıştır. İlginç bir biçimde, yaşamını en verimli dönemi, kendisine ait ciddi duygusal sorunlar yaşadığı dönemlere rastlamaktadır. Daha 40 yaşlarının başındayken birçok psikosomatik hastalık yaşamış, aynı zamanda abartılı ölüm korkusu ve diğer fobilerden yakınmıştır. Bu süre içinde Freud, kendi kendisinin analizini yapmak gibi çok zor bir işi de gerçekleştirmiştir. Kendi rüyalarının anlamlarını araştırarak, kişilik gelişiminin dinamikleri konusunda bir iç görü kazanmıştır. İlk olarak çocukluk anılarını incelemiş ve babasına duyduğu yoğun düşmanlığın farkına varmıştır. Aynı zamanda, çekici, sevgi dolu ve koruyucu olan annesine duyduğu çocukça cinsel duyguları da anımsamıştır. Daha sonra analiz edilen sorunları doğrultusunda çalıştığı hastalarını gözlemleyerek kuramının ilk klinik temellerini atmıştır.
Freud, psikanalitik yaklaşımın temel ilkeleri ile ilgili görüş ayrılığı bulunan meslektaşlarına karşı hoşgörülü davranmamıştır. Geliştirdiği kuram üzerinde kontrolünü kaybetme endişesi ile fikir ayrılığında olma cesaretini gösteren meslektaşlarını dışlamıştır. Örneğin Carl JUNG ve Alfred ADLER, Freud’ la çok yakın çalışmakla birlikte, kuramsal ve klinik konularda Freud’ la gösterdikleri sürekli fikir ayrılıklarına bağlı olarak psikanalitik yaklaşımı benimsemekten uzaklaşarak kendilerine ait yeni kuramlarını oluşturmuşlardır. Genellikle günde 18 saat çalışan Freud oldukça yaratıcı ve üretken bir bilim adamı olmuştur. Tüm çalışmaları 24 cilt kitaptan oluşan bir seride toplanmıştır. Freud’ un üretkenliği, çene kanserine yakalandığı yaşamını son yıllarına kadar verimli bir düzeyde sürmüştür. Yaşamını son yirmi yılında 33 ameliyat geçirmiş ve neredeyse durmaksızın acı çekmiştir. Londra’ da 1939 yılında ölmüştür.
 
 
İNSAN DOĞASI GÖRÜŞÜ
                İnsan doğasına Freud’ un bakışı temelde deterministiktir. Freud’ a göre, kişiliği özellikle yaşamın ilk altı yılında geçirilen psiko-seksüel aşamalarda mantık dışı (irrasyonel) güçler, bilinç dışı motivasyonlar, biyolojik ve içgüdüsel dürtüler belirlemektedir.
                Freud’ un kuramında içgüdüler temeldir. Başlangıçta cinsel enerjinin yerine geçen libido ifadesini kullanmasına rağmen daha sonra, tüm yaşam içgüdülerinin enerjisi sözcüklerini kullanarak bu ifadenin kapsamını genişletmiştir. Bu içgüdüler bireyin yaşamının ve türünün sürdürülmesi amacına hizmet etmekte, büyüme, gelişme ve yaratıcılık doğrultusunda bireyi yönetmektedir. Libido bunun ötelerine gitse de cinsel enerjiyi kuşatan motivasyonun bir kaynağı olarak anlaşılmalıdır. Freud yaşam içgüdüleriyle ilgili kavramına tüm zevk veren eylemleri dahil etmiş ve yaşamın en büyük hedefinin acıları engelleyerek, zevk almak olduğunu belirtmiştir.
                Freud ayrıca, kişiyi saldırganlığa iten ölüm içgüdülerinin var olduğunu da kabul etmektedir. Zaman zaman, davranışları yoluyla kişiler, bilinçaltlarındaki ölüm isteğini, kendilerini ve başkalarını incitme arzularını göstermektedirler. Bu saldırgan dürtülerle başa çıkmak insan türünün başlıca uğraşıdır. Freud’ a göre, hem cinsel hem de saldırgan dürtüler, kişilerin neden o şekilde davrandıklarının en güçlü belirleyicileridir.
 
YAPISAL KİŞİLİK KURAMI
                Psikanalitik görüşe göre kişilik üç sistemden oluşur: id, ego ve süperego. Bu kavramlar farklı psikolojik yapılar için kullanılmaktadır. Her birinin kişiliği ayrı ayrı yönlendiren modeller olduğu düşünülmemelidir; kişilik birbirinden ayrı üç bölüm olarak değil, bir bütün olarak işlevini yerine getirmektedir. Kişiliğin, İd biyolojik, ego psikolojik ve süperego ise sosyal bileşenidir.
 
İd: İd, kişiliğin özgün sistemidir, yeni doğan bebek iddir. İd psişik enerjinin temel kaynağıdır ve içgüdülerin yerleştiği yerdir. Düzenden uzak, kör, talep edici ve ısrarcıdır. Heyecanla kaynayan bir kazana benzeyen id gerginliği kaldıramaz ve gerginliği yok etmek için derhal harekete geçer ve dengeyi kurmaya çalışır. Gerginliği azaltılması, acını engellenmesi ve zevk alınmasını hedef alan zevk alma ilkesinin baskın çıktığı id mantıksız, ahlaksız ve içgüdüsel gereksinimlerin tatmin edilmesine yöneliktir. İd hiçbir zaman olgunlaşmaz ve kişiliğin şımartılmış çocuk olan parçası olarak kalır. Düşünmez ama ister ve harekete geçer. İd genel ölçüde mantık dışıdır ve hiçbir şeyin farkında değildir.
 
Ego: Ego, dış dünyanı gerçeğiyle ilişkilidir. Gerçeklik prensibine göre çalışır. Kişiliği yöneten, kontrol eden ve düzenleyen “yöneticidir”. İçgüdülerin gereksinimleri ve dış çevre beklentileri arasında arabuluculuk yapar. Ego bilinci kontrol eder ve sansür uygular. Gerçeklik ilkesinin baskın çıktığı ego, gerçekçi ve mantıklı düşünceler üretir ve gereksinimleri karşılamak üzere planlar yapar.
 
Süperego: Süperego kişiliğin yargılayıcı kısmıdır. Yapılan bir hareketi iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olup olmadığı belirleyerek bireyin ahlak kuralını temsil eder. Gerçeklikten çok ideallerle uğraşır ve yaşamdan zevk almak için değil mükemmellik için çaba gösterir. Süperego, ana-babadan çocuklara geçen toplumun geleneksel değerlerini ve ideallerini temsil eder. İd’ in güdülerini engelleyerek, egoyu gerçek ahlaki hedeflere yönelterek mükemmellik için uğraş vererek işlevini yürütür.
 
TOPOGRAFİK KİŞİLİK KURAMI
                Freud’ un insan davranışının bilinç, bilinç altı ve bilinç dışı olarak üç bölümden meydana geldiğini ileri sürdüğü kurama “topografik kuram” denilmektedir. Burada amaç, zihinsel içerikleri belirli zihin bölgelerine yerleştirerek bölümlemedir.
 
Bilinç: Bilinç sistemi, dış dünyadan ya da bedenin içinden gelen algıları fark edebilen zihin bölgesidir ve bu bölge duygu, düşünce, tutum ve heyecan durumlarını da kapsamaktadır. Bilinç, gerçeklere uyumu ön planda tutan mantıksal düşüncenin egemen olduğu bölmedir. Düşünce, duygu ve anılardaki neden-sonuç, zaman ve yer bağlantıları gerçeğe uygun olarak bilinç düzeyinde tutulmaktadır.
 
Bilinç Öncesi: Bilinç öncesi sitemi, dikkatin zorlanmasıyla bilinç düzeyinde algılanabilen zihinsel olayları ve süreçleri içermektedir. Kişinin belirli bir anda bilincinde farkına varamadığı birçok düşünce ve yaşantıları bulunmaktadır. Bu yaşantıların bazıları bilinçli bir çaba ile çağrılabilmekte ve farkına varılabilmektedir. İşte bu yaşantı ve düşünceler bilinç öncesinde bulunmaktadır. Bilinç öncesi, bilinçten silinmiş gibi sanılan, uyaranlarla ve çağrışımlarla yeniden bilince gelebilen duygu, düşünce ve yaşantılardan oluşmaktadır.
 
Bilinç Dışı: bilinç dışı genel olarak bilinçli algılamanın dışında kalan tüm zihinsel olayları içermektedir. Bunlar istendiği anda bilinç alanına çıkarılmamakta fakat konuşma, tutum ve davranıştaki çeşitli anlatım yolları ve simgelerle günlük davranışa yansımaktadırlar. Bireyin özel bir çabası ile bilince çağrılamayan ve farkına varılamayan duygu, düşünce ve yaşantıların saklı olduğu bölmedir. Bu yaşantılar ancak hipnoz, serbest çağrışım, düşlerin incelenmesi gibi özel yöntemlerle açığa çıkarılabilmektedir.
 
PSİKO-SEKSÜEL GELİŞİM KURAMI
 
                Freud’ a göre psikolojik ve cinsel gelişim, her biri bir önceki dönemin üzerine kurulan ve önceki dönemlerde kazanılan davranışları da özümleyen beş dönemde tamamlanmaktadır. Freud’ a göre ilk çocukluk yıllarında geçirilen yaşantılar, kişilik gelişiminde çok önemlidir. Kişiliğin normal gelişimi için her dönemde bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bir gelişim dönemi içindeki ihtiyaçlar yeterince karşılanmadığı zaman, o döneme ilişkin aşırı bir bağımlılık oluşmaktadır. İleri yaşam dönemlerinde ise b durum normal dışı davranışlara neden olabilmektedir.
 
Oral Dönem (0-1,5 yaş): bu dönemde libido enerjisi ağız bölgesinde yoğunlaşmaktadır ve ağız, dil ve dudaklar haz bölgesi durumundadır. Bebek eline geçirdiği bütün objeleri ağzına götürme eğilimindedir. Oral dönemdeki bebek, dış dünyayı tanımak ve ihtiyaçlarını karşılamak için ağız bölgesini kullanmaktadır. Çalık ve susuzluk ihtiyacının anne memesinde emerek karşılanması, bebekte hoşlanma ve haz duygusu yaratmaktadır. Bebek bu dönemde zamanının büyük çoğunluğunu emerek, ısırarak, çiğneyerek ve ses oyunları yaparak geçirmektedir. Bebek için temel ihtiyaçlar arasında bu dönemde sarılma, okşanma ve dokunma sayılabilir. Bebeğin memeden kesilmesi erken ya da geç olursa bu döneme bağımlılık gelişebilir. Çocukların gergin olduklarında tırnak yemelerini Freud, oral bağımlılık olarak tanımlamaktadır. İleriki yaşam dönemlerinde ise aşırı sigara içme, sakız çiğneme, alkol kullanma, aşırı yemek yeme, aşırı bağımlılık ve edilgen kişilik özellikleri gösterebilir.
 
Anal Dönem (1,5-3 yaş): Freud, bu dönemde çocuğun anüs ve anüsle ilgili eylemlerde yani dışkı çıkarmaktan ya da dışkıyı denetim altına almaktan hoşlandığını ifade etmektedir. Anal dönemde çocuk, dışkı üzerindeki denetim gücünü kullanmaktadır. Bu durum bağımsızlığa giden ilk yol olarak tanımlanmakta ve bu dönemde tuvalet eğitimi sürecinde ortaya çıkan çatışmalarda problem yaratabilmektedir. Baskıcı, hoşgörüsüz, cezalandırıcı bir tuvalet eğitimi, çocuğun bu döneme bağımlı kalmasına neden olabilmektedir. Bunu sonucunda ise aşırı düzenlilik ve titizlik, cimrilik ve inatçılık gibi kişilik özellikleri gelişebilmektedir. Tuvalet eğitiminin son derece gevşek olması ise aldırmazlık, vurdumduymazlık, dağınıklık ve düzensizlik, karasızlık gibi kişilik özelliklerinin gelişmesine neden olabilmektedir.
 
Fallik Dönem (3-6 yaş): Bu dönemde libido enerjisi genital bölgede odaklanmakta, cinsel organların uyarılması haz kaynağı durumuna gelmektedir. Çocuk cinsel organıyla oynamayı eğlenceli bulabilmektedir. Çünkü çocuğun ilgisi cinsle organına yönelmektedir. Freud cinsel kimliğin yerleşmesinde özellikle 4-6 yaş dönemini önemli görmektedir. Bu dönemde erkek çocuk annesine karşı cinsel yakınlık beslemekte, bunu kabul edilemez bir durum olması nedeniyle de babası tarafından cezalandırılacağı kaygısını yaşamaktadır. Oeidipus Kompleksi olarak adlandırılan bu karmaşa ve çatışma, aslında yanlış özdeşimden kaynaklanmaktadır. Erkek çocuk erkek cinsiyetine özgü davranışları kazanabilmek ve sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirebilmek için, baba ile özdeşim kurmalıdır. Kız çocuklarda da aynı durum Elektra Kompleksi olarak adlandırılmaktadır ve kız çocuk da babaya ilgi duyarak anne korkusu yaşamaktadır. Yani kız çocukta anne ile özdeşim kurması gerekirken, baba ile özdeşim kurmaktadır. Oeidipus ve Elektra kompleksinin çözümlenebilmesi için, çocuğun kendi cinsinden ebeveyni ile özdeşim kurması gereklidir. Böylece kendi cinsel anatomik yapısına uygun olan, sağlıklı bir cinsel kimlik kazanabilecektir. Sağlıklı ve normal bir gelişim için yukarıda söz ettiğimiz çatışmaların çözümlenmesi gerekmektedir. Böylece çocuk, toplumsal rollerini ve toplumsal değerleri içselleştirebilecektir.
 
Gizil (latens) Dönem (6-12 yaş): Bu dönemde çocuk, cinsel kimliğine özgü toplumsal rol ve davranışları güçlendirmektedir. Freud’ a göre cinsel enerji bu dönemde vücuda herhangi bir bölgede yoğunlaşmamaktadır. Cinsel dürtüler gizil durumdadır ve karşı cinsten ebeveyne yönelik ilgi, sevgiye dönüşmektedir. Gizil dönemde herhangi bir saplantı durumu söz konusu değildir.
 
Genital Dönem (12-18 yaş): Bu dönemde genital organlarda ve endokrin sisteminde meydana gelen değişmeler, cinsel enerjinin genital organlarda toplanmasına neden olmaktadır. Bu dönemde bireyin ilgisi kendisine ve karşı cinsten insanlara karşı yönelmektedir. Fiziksel gelişimin hızlanması ve ergenlik dönemine girilmesiyle birlikte cinsel dürtülerde güçlenmektedir. Karşı cinsten biriyle duygusal ve cinsel ilişki yaşama eğilimi de bu dönemde gözlenmektedir.
 
Libido Kuramı (İçgüdüler)
 
                Freud, iç güdüleri yaşam ve ölüm içgüdüleri olmak üzere iki temel gruba ayırmıştır. Yaşam İçgüdüleri, bireysel yaşamın ve insan ırkının sürekliliğini sağlamaktadır. Açlık, susuzluk ve cinsellik bu gruba girmektedir. Yaşam içgüdüsünü çalıştıran enerji türüne ise “libido” denilmektedir. Çocukluk yıllarında cinsel içgüdüler birbirinden bağımsız durumda iken, ergenlik döneminde birleşerek bütünleşmekte ve üreme amacına hizmet etmektedir. Freud, nevrozların oluşumunda çocukluk döneminde kaynaklanan cinsel içerikli travmatik olayların son derece önemli olduğunu vurgulamaktadır.
                Freud’ a göre ölüm içgüdüsünün önemli bir türevi olan saldırganlık dürtüsü ise, insanın kendine dönük yıkıcı eğilimlerinin dış dünyadaki nesnelere çevrilmesidir. Kendini yok etme isteği yaşam içgüdülerinin gücü tarafından engellenmektedir. Böylece insan başka insanlara yönelik yıkıcı ve saldırgan tepkiler sergilemektedir. İçgüdüler kimi zaman birbirini etkisiz kılarken, kimi zaman da birbirinin yerine geçebilmektedir.
 
    Emre ARMAN               Nurdan ARMAN
Psikolojik Danışman        Psikolojik Danışman
 
 
Sonraki >

DUYURULAR

2008 ÖSS İl Değerlendirme Formu için  >>tıklayınız<<
 
Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü sanal ortamda hizmet vermeye başlamıştır. Konu ile ilgili onay için >>tıklayınız<< 
 
Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü'ne yapılacak olan resmi yazışmalar için İl makamından alınan onay için >>tıklayınız<< 
 
Eğitsel Tanılama ve Değerlendirme başvurusu için gerekli evraklar için >>tıklayınız<<
 
(01-04).Aralık.2008 tarihleri arasında incelemesi yapılacak olan öğrenci listesi için >>tıklayınız<<
 
2008-2009 Öğretim Yılı İlköğretim Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yıllık Çerçeve Programı İçin >>tıklayınız<< 
 
2008-2009 Öğretim Yılı Ortaöğretim Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yıllık Çerçeve Programı İçin >>tıklayınız<< 
 
İlköğretim etkinlikleri için >>tıklayınız<<
 
Ortaöğretim etkinlikleri için >>tıklayınız<<
 
Özel Eğitim İle ilgili tereddüte düşülen konular, yargı kararları, görüşler ve ilgili mevzuat hükümleri için Ana sayfanın >>İndir<< menüsünden yararlanabilirsiniz.
 
2007-2008 Eğitim-Öğretim yılında eğitim ortamlarında şiddetin önlenmesi ve azaltılması strateji ve eylem planı doğrultusunda yapılan faaliyetlere ilişkin yıl sonu değerlendirme raporu için >>tıklayınız<<
 
2007-2008 eğitim-öğretim yılında okullarda güvenli ortamın sağlanmasına yönelik koruyucu ve önleyici tedbirlerin arttırılmasına ilişkin yıl sonu değerlendirme raporu için >>tıklayınız<<
 

GÜNÜN SÖZÜ

bayrak.gif





 
                                   

Zor is, zamanında yapmamız gereken fakat yapmadığımız kolay islerin birikmesiyle meydana gelir.
J.J.Rousseou


İstatistikler

Bugün230
Dün296
Bu hafta526
Bu ay526
Toplam49108