KEKEMELİK
Kekemelik, kelimelerin, hecelerin ve seslerin istemsiz olarak söylenmesi, konuşmaya başlayamama, irkilme, işitsel ve sessiz tekrarlar, uzatmalarla belirlenen konuşma akıcılığı bozukluğudur. Kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar, bu durumu farkeden çocuk, konuşma esnasında korku ve endişe gibi olumsuz duygulara kapılacağından daha da sıklıkla ve daha da belirgin olarak görülecektir.
Önceleri sadece belli sözlerde, belli kelimelerde görülen bu konuşma bozukluğu, daha sonra kendini ilk kelimelerde ve ilk hecelerde çıkarmada güçlüğe dönüşecektir. Çocuk, konuşurken sözü uzatması, sıkılması, bunalıp kızarması, bununla birlikte davranış olarak el kol hareketleriyle takviye güç sağlayarak ifadesini anlatmaya çalışacaktır.
Nedenleri
Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur ancak, kekemeliğin tek bin nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hakimdir. Kekemeliği yapısal bir bozukluk olarak ele aldığı gibi, kimisi de öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belirtisi olarak değerlendirmektedirler. Bu yüzden tek bir nedene bağlamak doğru olmayacaktır.
Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla 4-5 kat daha fazla görülmesi cinsiyet faktörünün de etkili olduğunu göstermektedir. Araştırmalar organik nedenlerin yanı sıra ruhsal etkenlerinde önemli olduğunu göstermektedir.
Çocuğun, kendini ifade ederken, anne ve babanın mükemmeliyetçi tavırları, baskıcı tutumları çocukta baskı kurduğundan, hata yapma korkusu ile birlikte değer verilmeme ve sevilmeme gibi değerlendirileceğinden, çocukta bu durum pekiştireç rolü alarak aynı davranışları sergilemesine neden olacaktır.
Verilecek Rehberlik Hizmetleri
Her şeyden önce anne baba ve eğitimciler çocukların yaşadıkları sorunlardan dolayı, kaygı, telaş ve üzüntüden uzak durmaları gerekmektedir. Aile bu konuda bilinçlenmeli, her çocuğun yapısı ve kişilik özellikleri olduğundan, ilgi yetenek ve kabiliyetleri de farklı olacaktır. Bu yüzden her çocuğun konuşma hızı, kendini ifade etme biçimi farklılık gösterecektir. Bu durum çocuğun elinde olan bir davranış olmadığını bilmeli ve bunu kabul etmelidir. Anne ve babanın çocukları üzerindeki beklenti seviyesi , çocuğun gerçeklik düzeyine indirilmeli ve konuşma sorunun üstesinden gelinebilmesi için çocuğun bireysil gelişimiyle beraber incelenip, zamana bırakarak akıcı, olumlu ve anlayışlı bir biçimde sorunun çözümünde çaba harcanmalıdır.
Aileye ve eğitimcilere öneriler ;
ü Sabırla onu dinleyip, konuşmasını olay yapmamak,
ü İletişime girirken aşağılayıcı, kişiliğine zarar verecek bir tepkide bulunulmamalı,
ü Duygularını paylaşıp onunla konuşulmalı,
ü Konuşurken dikkatlice dinleyip, gözlerinizde endişe ve kızgınlık hakim olmasın,
ü Konuşma aralarında özendirecek ve değer verildiğini anlayacak tarzda geri bildirimlerinizi verin, aferin çok güzel oldu, harikasın, gibi sözel ifadelere baş vurulup, cesaretlendirici ve değer verici ifadelerde bulunulmalı,
ü Sürekli olarak soru sorulmamalı,
ü Ses tonunuz çok önemli olduğundan ses tonu iyi ayarlanmalı,
ü Çocuk kendini ifade ederken ona yeterince zaman tanıyın, herhangi bir kısıtlama getirilmemeli
ü Çocuk konuşurken sorun yaşadığında cümle veya kelime tamamlamamalıdır.
Hakan KIRBAŞ
Psikolojik Danışman
KAYNAKÇA
M.E.B. Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Kekeme Bir Öğrencim Var, (Öğretmen El Kitabı) Ankara, 2001.
M.E.B. Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Kekeme Bir Çocuğum Var, (Aile El Kitabı) Ankara, 2001
|