SALDIRGANLIK
Saldırganlık genellikle doğuştan varolduğu kabul edilen bir dürtüdür. Saldırgan çocuk, ruhsal sorunları nedeniyle, yaşıtları ve genel olarak çevresiyle uyumlu ilişkiler kuramayan çocuktur. Aşırı geçimsiz, ilişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Olağan anlaşmazlıkları bile gücüyle çözmeye çalışır. Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır. Davranışından utansa bile yinelemekten kendini alıkoyamaz. Cezalardan hiç etkilenmez veya bir süre etkilenmemiş gibi görünür. Bu tanıma giren çocuklar, ruhsal sorunlarını davranışlarına aktarırlar. Erişkinlerle sürekli çatışma içindedirler.
Genellikle erkek çocuklar daha saldırgandır. Anlaşmazlıklarını dövüşerek çözme eğilimindedirler. Kız çocukları ise ağız kavgasını yeğlerler.
Saldırgan çocuklar, bazen bu saldırganlıklarını kendilerine yöneltirler. Çocuğun kendi kendini yaralaması, öfke nöbetleri,saç koparma gibi uyum bozuklukları ortaya çıkar. Dışa yönelik saldırganlıkta yemekleri dökme, bebekleri dövme, oyuncakları kırma, kağıtları yırtma, küfür etme, tepinme, ısırma gibi belirtiler sık görülür.
Nedenleri
Çevrenin olumsuz tutum ve gereksiz engellemeleri, çocuğa yöneltilen saldırganlıklar, çocukta saldırganlığın oluşmasına veya saldırganlık dürtüsünün beslenerek güçlenmesine neden olabilir.Saldırgan çocuk, temelde güvensiz çocuktur. Çevreden iyi bir davranış beklemediği için, ilk tepkisi saldırmak olur. Başkaları saldırmadan ilk saldırıyı kendisi yapar. Aşırı saldırgan çocuk aynı zamanda doyumsuz ve sevilmediğine inanan çocuktur. Başka bir deyişle özsaygısı azdır.
Saldırganlığın nedenleri arasında ana-baba tutumları önemli bir yer tutar. Çok sert ve hoşgörüsüz ana-baba tutumu içinde yetişen çocuk, biriken öfkesini ev dışında açığa vurur. Evdeki eğitim de tutarsızdır. Çocuk, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğrenmekte güçlük çeker. Bu nedenle toplumsal kuralları benimseyemez. Gerçek disiplinle yetişmiş bir çocuk da saldırgan olabilir. Kendine sınır konmadığı için kurallara uymak yerine herkesin kendisine uymasını bekler. Saldırgan çocuğun üstbenliği, yeterli ölçüde denetleme, dizginleme görevini yerine getiremez.
Bu durumu, daha önceki yıllarda yeterince denetlenmediğinden kaynaklı olabilir yapılan bir araştırmada saldırganlığı engellenenlerin kendilerini denetleyebildiği, saldırganlığı teşvik edenlerin ise saldırgan davranışlar sergiledikleri görülmüştür. Her türlü saldırganlığın kısıtlandığı bir ortam, çocukta gerginlik ve korkma yaratır. Mesela kendisini savunması için bile dövüşmesi yasaklanan bir çocukta öfke birikimi olur. Böyle bir çocuk, kendi öfkesinden korktuğu için, davranışını ayarlamak yerine ya tümden ya da dizginsiz bir saldırıya geçer.
Verilecek Rehberlik Hizmetleri
Uygunsuz cezalar verildiğinde çocuk saldırganlık dürtüsünü kaybetmez ama başka alanlara yönlendirilir. Küfür etmek, vurmak, eziyet ya da yaramazlık etmek yerine; tembellik ve kaçma gibi davranışlar meydana çıkabilir. Bu nedenle hemen cezalandırma yerine çocuktaki saldırganlığın bireysel ve çevresel nedenlerini araştırmak,
Tedavide amaç, çocuk büyüdükçe ve geliştikçe saldırganlığı oluşturan gücü, toplumsallaşmasının kurallarıyla bağdaşır şekilde yararlı uğraş alanlarına dönüştürülmesi ve çocuğun uyumlu davranışlara yönelmesini sağlamaktır. Anne-babalara bu konularda bilgi verilmeli, gereksinimleri yerinde ve zamanında karşılamaları gerektiği söylenmelidir. Çocukta güven duygusu geliştirilmelidir. Çocukta güven duygusu geliştikçe beklemeyi ve tepkisini dizginlemeyi öğrenir. Gereksinimleri doyuruldukça yatışır. Kendisine sevgi ile yaklaşıldıkça, bu sevgiyi sürdürmek amacıyla kendi kendini kısıtlamaya başlar. Bir andan da saldırganlığını oyuna aktarır. Bastırmak zorunda kaldığı dürtülerine boşalım alanı sağlar. Daha sonra benimsediği ana-babasına benzemek, onlar tarafından beğenilmek için, davranışını kendi denetlemeye başlar.
Aileye ve eğitimcilere öneriler ;
ü Saldırganlık dürtüsü problemiyle başa çıkmak için öncelikli yapmamız gereken iş, uygun olmayan cezalar vermemektir.
ü Beden gücünü ve enerjisini kavgada değil, spor alanında yarışmaya araç olarak kullanılması sağlanmalı.
ü Çocuğun davranışları gereksiz yere engellenmemeli.
ü Davranış ve istekleri eleştirilmemeli ve alay edilmemeli.
ü Çocuğu sık sık cezalandırmamak.
ü Çocuğun olumsuz tutumunu gereğinde görmezlikten gelmek, bazen açıklamalar yapmak, saldırganlığından beklenilen sonucu elde etmesini önlemek için çaba sarf etmek yararlı olacaktır.
ü Çocuk, başkaldırma yerine uysal davranmanın kendi yararına sonuçlandığını görmesini sağlamak.
Hakan KIRBAŞ
Psikolojik Danışman
KAYNAKÇA
Aydoğmuş,K.Ana- Baba Okulu,Remzi Kitabevi,İstanbul,1993
Gezer, S. Çocuğu Anlamak, 1.Basım, Çağlayan Yay. İzmir, 1996.
Yörükoğlu, A. Çocuk Sağlığı, Doğuş Matbaası, Ankara, 1988.
Yörükoğlu, A. Çocuk Ruh Sağlığı, Özgür Yayınları, İstanbul, 1994
|