TANIMI:
Üstün zekâlılar, geçerli ve güvenilir zekâ testlerinde sürekli olarak 130 ve daha yukarı zekâ bölümü (ZB) sağlayan; kendi yaşıtlarından rastgele seçilmiş bir kümenin %98’inden üstün olanlara verilen addır.
Üstün yetenekliler, zekâ bölümü sürekli olarak 120 ve daha yukarı olup da güzel sanatlar, matematik ve teknik gibi alanlarda yaşıtlarından belirgin ölçüde üstün olanlara verilen addır.
Üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların özellikleri ve ihtiyaçları bakımından yaşıtlarından farklılık gösterdiği için okullardaki genel eğitimden gerektiği kadar yararlanamazlar. Gerektiği kadar yaralanamamaları nedeniyle akranlarından geri kalabilir “öğrenemiyor, öğrenme güçlüğü var, zihinsel engelli..” gibi etiketlenebiliyorlar. Okulların eğitim programları bu bireylerin ihtiyaçlarına göre düzenlenmediği için üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların özelliklerini işlevsel olarak kullanabilmeleri ve gerekli uygun eğitimi alabilmeleri için bu çocuklar özel eğitim kapsamına alınmıştır.
TANINAN ÜSTÜN ZEKÂLI VE ÜSTÜN YETENEKLİLER
§ Albert Einstein dört yaşında konuştu, yedi yaşında okudu.
§ Beethoven’ın müzik öğretmeni onun için “ümitsiz vak’a” dedi.
§ Tolstoy başarısızlık nedeniyle okulu bıraktı.
§ Newton’un okulda notları çok düşüktü.
§ Edison’un öğretmeni onu hiçbir şey öğrenemeyecek kadar aptal buluyordu.
ÖZELLİKLERİ
1. Bedensel Özellikleri:
o Bir küme olarak, beden yapıları diğer akranlarına göre daha iri ve sağlıklıdır.
o Doğum ağırlık ve boyları ortalamanın üzerindedir.
o Yürüme, konuşma ve diğer devinim becerilerinin öğrenilmesinde akranlarından daha erkendirler.
o Duyu organı bozukluklarına daha az rastlanır.
o Hastalıklara karşı dirençlidirler.
o Ortalama ömürleri daha uzundur.
2. Yaratıcılılık Özellikleri:
o Soru ve sorunlara çok sayıda çözüm ya da düşünce üretir. Alışılmışın dışında, özgün görüşleri ve tepkileri vardır.
o Görüşlerini sakınmadan söyler. Bazen bu görüşleri kökten değişikleri gerektirir, görüşlerini uzlaşmaz bir biçimde sonuna kadar savunur ve asla vazgeçmez.
o Maceraya düşkündür, gözünü budaktan esirgemez.
o Keskin bir mizah anlayışı vardır.
o Olağan kişilerin farkına varamadığı ince esprileri kolaylıkla fark eder.
o Güzellik duygusu gelişmiştir. Estetik özellikleri hemen algılar.
3. Öğrenme Özellikleri:
o Çok çeşitli konularda derin ve yoğun bilgilere sahiptir. Sunulan bilgileri kolaylıkla özümser ve anımsar.
o Karmaşık materyalleri, kendisi için anlamlı olan parçalara ayırarak anlamaya çalışır.
o Herkesçe bilinen yanıtların, mantıksal yanını görür.
o Keskin ve dikkatli bir gözlemcidir.
o Yaşının üstündeki sözcükleri, anlamlarını bilerek yerinde kullanır.
4. Önderlik Özellikleri:
o Okulla ilgili olan etkinliklerin hemen hepsine katılır. Etkinlikleri devam ettirmede ona güvenebilirsiniz.
o Sorumluluklarını çok iyi bilir, söz verdiği işi en iyi biçimde yerine getirerek tamamlar.
o Gerek kendi akranları, gerekse yetişkinlerin yanında kendine güveni tamdır. Yaptığı işi rahatlıkla sunar.
o Sınıf arkadaşlarınca sevilen bir kişidir.
o Duygu ve düşüncelerini çok iyi biçimde ifade der, sözcükleri iyi seçer ve söylenenleri iyi anlar.
5. Güdüsel Özellikleri:
o Merak ettiği konuları incelerken bir başkasının kendisini güdülemesine gereksinimi yoktur.
o Tek düze işlerden genellikle sıkılır.
o Kendini ilgilendiği konuya ya da soruna kaptırıp bütünüyle özümser.
o Üstlendiği iş ya da görevi sonuna kadar götürür.
o Yetişkinlerin ilgilendiği, din, politika, dünya sorunları gibi konu ya da sorunlarla ilgilenir.
SINIFLANDIRMA
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUK: Bir ya da birden çok yetenek alanında ya da zekâ özelliğinde akranlarından çok üstün performans gösteren ya da gizil güce sahip olan ve diğer alanlarda da ortalama düzeyde özelliklere sahip olan çocuklardır.
ÜSTÜN ÖZEL YETENEKLİ ÇOCUK: Belirli bir alanda olağanüstü yetenek ya da başarı gösteren diğer alanlarda ise ortalama yetenek gösteren ya da dil becerilerinde olağan üstü iken diğer alanlarda ortalama yeteneğe sahip çocuklardır.
YARATICILIK YETENEĞİ AYRICALIKLI OLAN ÇOCUK: Performans ya da gizil güç olarak özgün düşünme biçimi olan ya da sanat dalları ve müzik ortamı ile düşünülerini kendine özgü biçimde ifade eden çocuklardır.
LİDERLİK GİZİLGÜCÜ AYRICALIKLI ÇOCUK: Diğer kişileri etiketleme yeteneği olarak tanımlanabilir. Kendi akran grupları üzerinde genelde etkili olurlar. Çok erken yaştan itibaren yeteneklerini sergilemeye başlarlar.
OLAĞANÜSTÜ YETENEKLİ ÇOCUKLAR: müzik, bale drama, tiyatro gibi performans alanlarından birinde olağanüstü yetenek gösteren çocuklardır.
PSİKOMOTOR ALANLARDA OLAĞANÜSTÜ YETENEK GÖSTEREN ÇOCUKLAR: hız, güç, koordinasyon, top kontrol vb. spor alanlarında üstünlük gösteren çocuklardır.
ÜSTÜN YETENEKLİ/ÜSTÜN ZEKÂLI ÇOCUKLARIN ÜLKEMİZDE EĞİTİM OLANAKLARI
Son yıllarda birçok ülkede eğitimleri konusunda önemli adımlar atılmaktadır. Bugün bu çocuklar için gerekli eğitim ortamları ve önlemleri hazırlanmazsa ülke geleceği tehlikeye atılmış olacaktır. Çünkü bugünün gençleri yarının yetişkinleri olacağından, onlar için şimdiden uygulanacak olan eğitim ve yapılacak yatırım, boşa harcanmamış olacaktır. Bu gençler gelecekte ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyine taşıyacak her türlü yenilik, buluş ve ilerlemeleri yapılabileceklerdir. Onlar geleceğin araştırmacıları, yaratıcı sanatçıları, teknik elemanları, bilim adamları ve toplum liderleri olacaklardır. Bu çocuklara olağan çocuklara uygulanandan farklı eğitim uygulamak, yeni yollar bulmak için harcanacak çaba genel eğitime katkıda bulunacak ve genel eğitimin niteliğini arttıracaktır. Eğitim şekillerini ayrı eğitim ve birlikte eğitim olarak ikiye ayırabiliriz.
AYRI EĞİTİM:
Bu uygulamada üstün yetenekli/üstün zekâlı çocuklar belirli özellik ve düzey yakınlıklarına göre gruplanmakta, bu grubun özelliklerine ve gereksinimlerine göre özel eğitim programları geliştirilmekte ve bu programlar çeşitli eğitsel düzenlemeler içerisinde uygulanmaktadır. Bunların en önemlileri özel okul ve özel sınıftır.
Özel Okul:
Üstün yetenekli/üstün zekâlı çocukların belirli amaçlı okullarda toplanıp eğitilmesine verilen addır. Ülkemizde Fen Liseleri, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri, İnanç Vakfı lisesi bu biçimde örgütlenmiş olan kurumlardır. Tarihsek gelişim açısından ilk örnek ise Enderun Mektebi’dir.
Özel Sınıf:
Özel sınıflar belirli sayıda Üstün yetenekli/üstün zekâlı çocuklar için büyük yerleşim merkezlerindeki büyük okullarda kurulan sınıflardır. Türkiye’de 1961–1974 yılları arasında önce Ankara’da daha sonra İstanbul, Eskişehir ve Bursa’da uygulanmıştır. Yine 1960’lı yıllarda yukarıda belirtilen illerde türdeş yetenek sınıfları uygulamasına gidilmiştir. Bu uygulamada çocuklar zeka düzeylerine göre Hızlı Öğrenenler, Normal Öğrenenler, Ağır Öğrenenler diye kümelenmiştir. Ancak uygulama kısa sürede sona ermiştir.
BİRLİKTE EĞİTİM:
Üstün yetenekli/üstün zekâlı ve yaratıcı çocukların akranlarıyla aynı eğitim ortamında, birlikte eğitimlerini kapsayan bu uygulamanın değişik biçimleri bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Hızlandırma ve Zenginleştirme uygulamalarına dayalı eğitim ortamıdır.
Hızlandırma
Çocuğun üstün yeteneği ve hızlı gelişmesi dikkate alınarak onun yaşıtlarından önce eğitime (okula ve sınıfa) alınmasına ve sınıflarını daha erken geçmesine dayalı bir uygulamadır. Hızlandırma ilkokuldan üniversiteye kadar her düzeydeki uygulamayı kapsayabilmektedir.
Bu tür uygulamanın en büyük sakıncası, çocuğun sadece zihin gelişimini, zihin düzeyini ve bilgisini dikkate alarak onu kendi akranlarından ayırarak yaşça daha büyüklerin, fizik ve sosyal yönden farklı olanların arasında eğitilmeye zorlanmasıdır. Çocuk akademik yönden sınıf ve okuluna ayak uydurabilse de, sosyal ve duygusal yönden bir takım uyum güçlükleriyle karşılaşabilir. Bu bakımdan hızlandırmada çocuğun kendinden 1–2 yıldan daha fazla farklı bir grubun içine konulmaması önerilmektedir.
Hızlandırma uygulamada, erken kayıt, sınıf atlatma, üst sınıfa yerleştirme, mektupla öğretim, özel öğretmen, ek sınıftan ders alma, ek kredi alma, dışarıdan bitirme vb. gibi tür ve adlarda görülmektedir.
Zenginleştirme
Üstün yetenekli/üstün zekâlı çocukların kendi yaşıtları arasında ve normal sınıflarında tutularak, çalışmalarını normale göre daha zengin hale getirme yoluyla alınan önlemlere zenginleştirme denilmektedir.
Zenginleştirme dikey ve yatay diye iki ayrı türde yapılabilmektedir. Normal sınıfta 7 ayrı ders varsa, Üstün yetenekli/üstün zekâlı öğrenci için buna bir iki daha eklenebilir. Bu yatay zenginleştirme olur. Yani etkinliklerin türlerini çoğaltma söz konusudur. Dikey zenginleştirme ders ve etkinlik sayısı aynı kalmakta fakat Üstün yetenekli/üstün zekalı öğrencini normal öğrencilerin işlediği konuda daha derinliğine çalışma yapmaktadır.
İlkokullarımızda uygulanan ilgi kümesi bu tür zenginleştirmeye açık bir yoldur. Ek ders aldırma, özel TV, videokasetlerden çalışma, bilgisayar çalışmaları, özel öğretmen, bağımsız çalışma, alan gezileri, öğrenci değişimi gibi değişik ad ve uygulamalar bu grupta toplanabilir.
ÖĞRETMENE DÜŞEN GÖREVLER-ÖNERİLER
Sınıfında öğrenci sayısı yüksek olan sınıf öğretmenleri üstün zekâlı/üstün yetenekli öğrencileri tespit etmekte güçlük çekmektedirler. Ancak verilecek bazı ipuçlarından yararlanarak bu konudaki yeterliliklerini arttırmaları olasıdır. Üstün zekâlı/üstün yetenekli çocukların özellikleri anımsanacak olursa olağan sınıf ortamlarında gösterecekleri davranışlar açıkça ortaya şöyle bir tablo çıkaracaktır. Eğer çocuk sınıf ortamında;
§ Sürekli huzursuzluk ya da aşırı hareketlilik gösteriyorsa,
§ Aşırıya kaçan ölçülerde şaka ya da yaramazlık yapıyorsa,
§ Bütün olumlu ve uyumlu davranışlarına karşın, akademik olarak göstermesi gereken başarıyı göstermiyorsa,
§ Ders etkinliklerine katılmayıp bir köşede oturuyor, içine kapanarak gündüz düşleri kuruyorsa,
§ Sıklıkla okula gelmek istemiyorsa,
§ Öğretmenin sonuçlandırdığı bir konuda hala ısrarlı bir biçimde tartışmaya devam etmeye çabalıyorsa,
Tüm bunlar üstün zekâlı/üstün yetenekli çocukların tüm gizli güçlerine karşın programda başarısız olduklarının bir göstergesi olup bunun olası nedeni öğrencinin öğretmene uyguladığı programın;
o Ya çok koyla olmasından,
o Ya sınıf çalışmalarındaki hızın çok ağır gelişmesinden,
o Ya aşırı tekrarlara yer vermesinden,
o Ya derinlemesine tartışmalara yer vermemesinden,
o Ya da ders konularının öğrenciye ilginç gelmemesi, onun olgunluk ve yetenek düzeyinin çok altında olmasından kaynaklanmaktadır diyebiliriz.
Öğrencinin uygun tanılaması ve öğrenciye uygun planlamanın yapılamamsı durumunda öğrencide bulunan olumlu özellikler sınıfta problem yaratacak olumsuz davranışlara dönüşebilir;
OLUMLU ÖZELLİKLER | OLUMSUZLUĞA DÖNÜŞÜMÜ |
Kolay Öğrenmesi | Dikkatsizliğe, tembelliğe, ayrıntıları gözden kaçırmaya, rehberliğe direnç göstermeye neden olabilir. |
Soyut düşünme yeteneği, filozofça görünüş | Gerçeklerden uzaklaşmasına, neden uydurmasına, yalancı entelektüel havası yaratmasına neden olabilir. |
Bağımsız çalışma eğilimi, özgün görüşleri formüle etme biçimi | Topluma uyumunu etkiler, kendini seçkin olarak hissetmesine, uyumsuzluk geliştirmesine neden olabilir. |
Keskin mizah anlayışına sahip olması | Diğer kişileri iğneleyici, aşağılayıcı şakalar yapması |
Güçlü bellek, güçlü analiz ve sentez yeteneği | Alıştırma ve rutinlerden hoşlanmama, görevi yerine getirmeme, çabucak sıkılma davranışlarına neden olabilir. |
Amaç odaklı olma kendini göreve adama | Yönünü değiştirmeyi inatla reddetme, dik başlılık, serkeşlik davranışına neden olabilir. |
İstekli, uyanık, yüksek enerji düzeyi | İşler kendi istediği biçimde gitmediği takdirde engelleme duygusu hissetmesine neden olabilir. |
Duyarlı empatik oluş | Kırılgan bir benlik, eleştiriye aşırı duyarlılık |
Ülkemizde üstün zekâlı/üstün yetenekliler için yeteri kadar eğitim olanaklarının bulunmaması nedeniyle olağan akranları ile birlikte kaynaştırma ortamı içinde ama kendilerine uygun olmayan bir eğitim almak durumundadırlar. Bu nedenle normal sınıf öğretmeninin sınıfındaki üstün zekâlı/üstün yetenekli çocuklar için bazı düzenlemeler yapması kaçınılmaz olmaktadır. Bu düzenlemelerde öğretmenlerin yapmaları gerekenlerle, yapmamaları gerekenler şöyle belirtilebilir:
ÖĞRETMENİN SINIFTA YAPMASI GEREKENLER
ÖĞRETMENİN SINIFTA YAPMAMASI GEREKENLER
Sınıf öğretmeninin belirtilen hususlara dikkat ettiği takdirde üstün zekâlı/üstün yetenekli öğrencilere ve sınıftaki diğer öğrencilerin etkin ve verimli öğrenme yaşantısı sağlamış olur.
Üstün zekâlı/üstün yetenekli çocuğa sahip aileler için ülkemizde yeterli düzeyde bilgilendirme ve yönlendirme imkânları mevcut değildir. Bu konuda bulundukları ildeki rehberlik araştırma merkezinden, bazı üniversitelerin ilgili bölümlerinden yardım alabilirler. Bunun dışında aile belirtilen hususlara dikkat ettiği takdirde çocuklarına yardımcı olabilirler.
ANNE-BABANIN YAPMASI GEREKENLER:
§ Özelliklerinden dolayı aşırı ve ailelerce saçma olarak nitelendirilen sorular sorduklarında olumsuz bir tavır sergilenmemeli, sabırlı davranılmalıdır. Zaman ve mekân neresi olursa olsun çocuğu tatmin edici cevaplar verilmelidir.
§ Çocuğunuzu yetiştirilirken ana babanın verdiği kararlar birbiri ile örtüşmeli, çocuğa karşı tutumlarınızda farklılıklar olmamalıdır.
§ Çocuğun okuma, müzik, şiir, düşünülerini tartışma ve kendini ifade etme becerilerini geliştirmesi üzerinde önemle durulmalı, çocuğa bol bol kitaplar okunmalıdır, ilgi duyduğu/okuldaki faaliyetleri yakından izlenmelidir.
§ Üstün zekâlı çocuğun ilgi alanlarının çeşitliliği unutulmamalıdır. Ancak uzun bir süre bir konuda ilgisini yoğunlaştırmayabilir. Bu nedenle çocuğun ilgilerini destekleyerek, bir konuya daha uzun süre ayırmasını sağlamak ana-babalara düşen bir görevdir.
§ Bir takım üstün özellikleri olmasına rağmen onun hala bir çocuk olduğunu unutmayın ve aşırı beklenti içine girmeyin. Ona olan sevginize ihtiyacı olduğu kadar disiplinli bir ilgiye, ana-babasınca kabul edilmeye, kişisel bağımsızlığını kazanmaya ve sorumluluklar almaya da ihtiyacı vardır. Anan-baba her zaman yönlendirici olmamalı çocuğun istediğini yapmasına izin vermelidir.(yaşıtları gibi TV seyretme, resim yapma, top oynama vb.)
§ Çocuğun ilgi ve üstünlük gösterdiği dallarda, ana babalar yeterli kalamadıkları zaman, olanakları el verdiğince özel ders v.b kolaylıkları çocuklarına sağlamalıdır.
§ Anne-babalar, hayal ürünü, sıradışı, hayali oyun arkadaşı, olağandışı zihinsel işlemler karşısında doğrudan ya da dolaylı yoldan olumsuz tavırlardan kaçınmalıdır. Bu durumlarda çocuğunuza gülünmemeli, cesaretleri kırılmamalıdır. Çevresindekilerin de benzer davranışlarda bulunmaları engellenmelidir.
Þ ÖZSOY Y. – ÖZYÜREK M. – ERİPEK S. (2001), “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar”, Ankara: Karatepe Yayınları.
Þ ATAMAN A. (1998), “Üstün Zekâlı Çocuklara Ana-Babaları ve Öğretmenleri Nasıl Yardımcı Olabilir?”, A.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 1, Ankara: Eğitim Fakültesi Yayınları.
Þ ATAMAN A. (2003), “Özel Gereksinimli Çocuklar ve Özel Eğitime Giriş”, Ankara: Gündüz Eğitim ve Yayıncılık.
Þ ENÇ M. (1979), “Üstün Beyin Gücü”, Ankara: A.Ü. Eğitim Fakültesi Yayınları.
HAZIRLAYAN: Halil TOPRAK
Özel Eğitim Öğretmeni
R.A.M. ERZURUM